Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
İKBAL GÜRPINAR'DAN ÇOK ÖZEL AÇIKLAMALAR
İKBAL GÜRPINAR'DAN ÇOK ÖZEL AÇIKLAMALAR
22 Aralık 2013 07:20
İkbal Gürpınar evinin ve yüreğinin kapılarını Hanımeli Haber' e açtı...

Sunucu İkbal Gürpınar, evinin kapılarını Hanımeli Haber’e açtı. Televizyon ekranlarının başarılı ve güzel sunucusu kimi zaman hüzünle okuduğu şiirleriyle, kimi zaman şen kahkahaları ile Türk halkının ve özellikle de hanımların gönlüne taht kurdu. Türk kadınlarına örnek olan, doğallığı ile sempati kazanan İkbal Gürpınar, sıcak ve samimi üslubuyla, hayatının en özel anları ile tüm bilinmeyenlerini Hanımeli Haber okurları için anlattı. Yeri geldi o meşhur kahkahasını attı, yeri geldi gözleri doldu… Özeleştiride de bulundu, hak ettiği yerin sırlarını da verdi… Kısaca evinin ve gönlünün kapılarını açtı.

O bir bakan olsa neler yapardı? Neden çocuklara bu kadar önem veriyor? Güçlü ve mutlu olmasının ardındaki nedenler? Aferin almak için yaptıkları? Onu yıpratan nedenler? Kadınlara verdiği tavsiyeler? Kapanmasının ardından yaşadığı olumlu ve olumsuz tepkiler ve bu tepkilerin ona hissettirdikleri? Hanımeli Haber Genel Yayın Yönetmeni Ravza Sanlav sordu, İkbal Gürpınar tüm içtenliği ve sıcacık sohbetiyle yanıtladı…

 İkbal Gürpınar ismi Türkiye’de bir marka oldu. İsmi marka olan birçok sanatçı ve ünlü insan var ülkemizde. Sizin farklı bir yeriniz var Türk halkı için. Sizi farklı kılan nedir? 

Aslında son dönemlerde her şey o kadar kötüye gitti ki, normalde olması gereken vasıflar bir meziyetmiş gibi gösterilmeye başlandı. Ben normal bir vatandaşım aslında.

"OLDUĞUM GİBİ OLDUM"

Belki de şu var: Kendilerinden biri olduğumu hissediyorlar buna inanıyorlar, güveniyorlar. Fark orada. Mış gibi davranmıyorum. Ankara İletişimde Süleyman Hocam vardı. Sen olduğun gibi ol demişti. Olduğum gibi oldum. Sanırım rol yapmadığım için seviyorlar üstün yeteneklerim olduğu için değil.

Daha önce yapmış olduğunuz programlarda ne kadar duyarlı olduğunuzu kanıtladınız. Hatta annesinin sokağa terk etmiş olduğu çocukları evinize götürüp kendi ellerinizle yıkadınız. Sizde bulunan bu büyük merhamet duygusu nereden geliyor?

Yaradandan geliyor galiba… Bir insan doğurmamış olsa bile annedir. Çocuklarını sokağa bırakan kişide bir anormallik var ben de bir anormallik yok. 9 çocuğun sütannesi de oldum o zaman ki programda.  Çocuklara dayanamıyorum. Büyükler olunca insan farklı davranabiliyor ama çocuk Allah’ın emaneti, gözümüzün nuru. Bir sürü insan bu kadar tüp bebeğe para harcarken, çocuğum olmuyor diye feryat ederken, bir insanın anne babası hayattayken sokağa bırakılması veya terk edilmesi bana çok sıra dışı geliyor.

"ÇOCUĞUNA EZİYET ETMEK ŞEYTAN İŞİ"

Şeytanın işi bu yüreği Allah sevgisi ile dolu olan bir insanın, normal bir insanın, sağlıklı bir insanın yapacağı iş değil. Benim yaptığım normal siz de öyle bir sahneye şahit olsanız yüzde yüz benim yaptığımı yapardınız.

Kadın ve Aileden sorumlu bakan olsanız ilk ne yapmak istersiniz?

Kadınlarımızın yeteneklerinden haberi yok ve sürekli beklenti içerisindeler. Dört duvar arasında durayım, hep bana mutluluk gelsin, yakışıklı koca gelsin, para gelsin, her şey dört dörtlük olsun, ben mutlu olayım istiyorlar. Mesela çok fazla kadına rastladım İkbal Hanım bir evimiz olsaydı bana bir ev aldır diyen çok kadın gördüm. Onların gözünün içine bakıp “ben 20 senedir çalışıyorum taksit taksit daha borçlarımı ödeyip de oturulacak bir ev satın almış değilim. Bu kadar kolay mı zannediyorsunuz hayatı” diyorum.

"KAPI KAPI DOLAŞACAK EKİPLER KURARDIM"

Kadınların yeteneklerini ortaya çıkarması ve iyi ebeveynler yetiştirmek için kapı kapı dolaşacak ekipler kurardım. Gidebildiğim kadarına kendim giderim. Çok sağlam ekipler kurardım.  

"Ülkenin kurtuluşu, imanlı, ahlaklı, cesur, aklı başında çocuklar yetiştirmekte"

İmanlı, ahlaklı, cesur, aklı başında çocuklar yetiştirirsek bu ülkenin kurtuluşu olacak. Hemen bir senede sihirli değnek ile her şeyi değiştirmek mümkün değil. “İki üniversite mezunu olunca ancak bir ülke kurtulur” demiş birisi. “Neden bahsediyorsun” demişler, “hem annem, hem de ben bitirince” demiş. Bunu üniversite anlamında demek istemiyorum. Eğitimli anne, eğitimli çocuk doğurunca ülkenin kurtuluşu olacak. Hiçbir şeyden haberi yok oturuyor. Bir köyde bile yaşıyorsa orayı da cennete çevirebilir insan. Yeteneklerini ortaya koyup iyi anne olmaları için kadınlara yönelik mutlaka bir çalışma yapardım. Şu anda kadınlarımız cesaretsiz. Yaşama sevinçlerini kaybetmiş o kadar çok kişi var ki. Yeni programımda köy köy dolaşıyorum görünce çok üzülüyorum. Kadınları daha üretken hale getirecek mutlaka projeler geliştirip hayata geçirirdim. Ekiple beraber tabi ki tek başına olacak işler değil. Yeter ki siz beni bakan yapın. (Güzel sunucu o meşhur kahkahasını atıyor)…

Türk ve Dünya kadınlarının en büyük sorunu nedir?

En büyük sorun kendileri olamamaları. Öğrenilmiş çaresizlik var psikolojide. Balık ile ilgili hikayeyi anlatmak isterim.

Bir akvaryumun içine bir tarafa büyük balıkları, bir tarafa küçük balıkları koyuyorlar. Aralarına da cam bir separatör koyuyorlar.  Büyük balıklar, küçük balıkları yemek için gidiyorlar her küçük balığı yemeğe gittiklerinde kafalarını cama çarptıkları için balık biliyor ki orada bir set var ve küçük balıkları yemeğe geçemeyecek. Bir süre sonra araştırmacılar ortadaki separatörü kaldırıyorlar. Balıklar birbirine karışıyor. Ama hala arada cam separatör var zannedip büyük balıklar, küçük balıkları saldırıp yemiyorlar. Çünkü öğrenilmiş çaresizlikleri var.

“Yüksek yaşam kalitesi= mutluluk” değildir

Dünya kadınının da öğrenilmiş çaresizlikleri var. Aslında huzursuzluk var. Mali olarak ve okul anlamında çok iyiye ulaşmış ülkelerde bir bakıyorsunuz intiharlar ve madde bağımlılıkları had safhada. Demek ki yaşam kalitesinin yükselmesi eşittir mutluluk değil oradaki kadınlar için de bizdeki mutsuz kadınlar için de önce imanın güçlenmesi lazım. Çünkü iman güçlendikçe depresyona girme, mutsuzluk, huzursuzluk meyli azalıyor insanda. Bu bilimsel olarak ispatlanmış. Maneviyat bakanlıkları kuruluyor kuzey ülkelerinde bu boşuna değil. Kişilerin kendileri olmaları kendilerini ortaya koymaları gerekiyor. Ben eğer İkbal’ in yeteneklerini ortaya koymasaydım bu kadar mutlu, huzurlu, güçlü olabilir miydim? Üstelik bu yaşadığım evde yaşayabilir çocuklarıma tek başıma annelik yapabilir miydim? İmkansız bir şeydi bu. Birazcık bunu başarmaları lazım dünya kadınlarının. Önce maneviyat, ondan sonra yetenekleri koyma.

İkbal Gürpınar televizyona en yakışan yüzlerden biri. Siz iyi bir anne, iyi bir arkadaş, iyi bir iş kadınısınız. Yaptığınız her işi en iyi şekilde yapıyorsunuz. Bu size neler katıyor, sizden neler götürüyor. Yıpratıcı oluyor mu?

Yıpratıcı oluyor. Aslında mükemmeliyetçi bir insandım. Şükürler olsun ondan sıyrılmaya çalışıyorum. Eskiden her işimi kendim yapmaya kalkışırdım. Evimde kadın çalışmazdı. Kendi yemeğimi de temizliğimi de ütümü de kendim yapardım. Bana aferin diyecekler ne başarılı, ne becerikli kadın diyecekler diye aferin deliliği vardı. Bir baktım bu beni mahvediyor. Büyük oğlum Alper’ in birkaç gün evden uzak olup ona yemek pişiremediğim zaman döndüğümde evdeki çalışan Ayşe Hanım’ın benden daha güzel pilav yaptığını söylemesi yıktı beni. Ben oğluma yemek pişiremedim diye perişan olmuştum. Kimsenin umurunda değil. Anladım ki ben ölsem de bu dünya dönmeye devam edecek.

"İyi bir eş olamamışım"

Hiç kimse de bana madalya takmıyor. Artık daha rahat davranmaya çalışıyorum. İyi bir anne, iyi bir iş kadını ama iyi bir eş olmayı beceremedim mesela. Şimdi kendime daha çok zaman ayırmam gerektiğini söyledi doktorum. Çünkü vertigo oldum. Vertigoyu da tetikleyenlerden biri de stresmiş.

"Osmanlı’da çocuklar merkezdi"

Ben işten çıkar çıkmaz hemen eve geliyorum. Evde de küçük oğlum Efe ne derse o oluyor. Çocukların merkezi olduğu bir dünya varmış Osmanlıda. O sayede çıkmış Mevlanalar, Ahmed Yeseviler, Bediuzzamanlar. Eğer şu dönemin sistemi o zaman olmuş olsa başaramazmışız öyle diyor bir psikiyatrist. Bediuzzaman Hazretleri camilerin minarelerinde gezermiş. Şimdi bir çocuğun öyle bir şey yaptığını düşünün.

Evli ve çocuk sahibi iken okudunuz. Çok iyi şartlarda bile hayata tutunamayan kadınlar var. Onlara ne gibi tavsiyeleriniz olur?

Bahaneleri bir kenara bıraksınlar. İki kardeş düşünelim; ikisi de aynı şartlara sahip. Aynı anne baba, aynı maddi durum, aynı ev vs… Birinin odası yok ise öbürünün de yok. Biri çalışmayı, uykusuz kalmayı, zorluklara göğüs germeyi tercih ediyor, öbürü evinde sıcak sıcak oturayım diyor. Ama sonra öbürünün sahip olduğu imkanlara sahip olmak istiyor. Böyle bir şey var mı? Armut piş ağzıma düş. Zahmet olmadan rahmet olmaz.

Hayatımda “keşke” ye yer yok

Annem beni okutmadı, babam beni okutmadı, ağabeyim beni engelledi. Şöyle olsaydı, böyle olsaydı. Saydılarla seydilerle uğraşacak vakit yok. Ömrüm geçmiş 41 yaşına gelmişim. Ben hayatımda keşkeleri çıkaralı çok oldu. Çünkü keşke şeytanın lügatında olan bir kelime. Ben eğer istiyorsam, elimden geleni yapıyorsam, Yaradanıma dua da ediyorsam bunun için, ama yine de olmuyorsa vardır bunda da bir hikmet deyip bekleyeceğiz. Biz zannediyoruz ki hayatımızda hiçbir şey değişmeyecek hemen sonuç almak istiyoruz. Gençlere bakıyorsunuz hemen zengin olmak istiyorlar. Evleniyorlar hemen çocuk sahibi olmak istiyorlar. Belki Allah eşini daha iyi tanı ondan sonra çocuk yap diyor. Yaradanın ve çevrenin bize verdiği mesajları hiç okumuyoruz.

"Her şey birden bire değişmez"

Bambu hikayesini unutmayalım. Bambu tohumunu ekersin. İlk sene sadece sularsın. İkinci sene de sularsın hiçbir şey çıkmaz. Üçüncü sene hiçbir şey yoktur. Dördüncü sene hiçbir şey yoktur. Beşinci senenin sonunda 35 metre birden fırlar bambu. Yani biz görmüyoruz diye toprağın altında hiçbir şey olmadığını söyleyemeyiz. Toprağın altında tohum çatlıyor ve fişek gibi uzamak için o beklenen zamanı kolluyor. Sabredelim ama sabır ile tahammülün farklı şeyler olduğunu bilelim kadınların huzuru ve mutluluğu için.

SABRETMENİN AKTİFLİĞİ

Zannediyorlar ki eşi onu dövüyorsa vardır bunda da bir hayır. Oysa Yaradanımız sabretmenin mutlaka aktif bir şey olduğunu söylüyor bize. Sen çözümün bir parçası olacaksın diyor. Nasıl ki hamileyken doğumu bekliyoruz ama içimizde bir şeyler değişiyor bir şey büyütüyoruz. Onu büyütürken gıdamıza dikkat ediyoruz, uykumuzu alıyoruz yorgun olmamaya özen gösteriyoruz. Çaba sarf ediyoruz ve sonunda doğuyor. Sabrı unutuyoruz. Özveri ve fedakarlığı karıştırıyoruz. Özümüzden seve seve vermek yerine beklenti içine giriyoruz. Bunlardan kurtulmak lazım o zaman mutlu oluyorsun. Ama daimi bir mutluluk yok. Zannetmesinler ki ben 24 saatimi gülerek geçiriyorum. Neler yaşıyorum. Allah’ım sen bana bir mesaj veriyorsun bunu görmemi sağla lütfen neden bu başıma geldi hangi dersi almam gerekiyor diyorum.

Kapanmanızın olumlu ya da olumsuz ne gibi farlılıkları oldu hayatınızda?

Aslında benim ki tam bir kapanma değil bunu hepimiz biliyoruz. Olumlu yanı bir şeyi fark etmemi sağladı. Suriye Şam’ a gitmiştim. Oradan da Beyrut’ a geçtim. 40’ tan fazla dünya ülkesine gittim. İstediğim her ülkede istediğim kiliseye girdim çıktım. Vatikan’ a gittim. İstanbul’ daki kiliselerde ayinleri izledim. Hiçbir şey hiçbir zaman sorun olmamıştı başım açıkken.

Müslüman kadının en belirgin özelliği tesettür

Beyrut’ ta Meryem Ana heykelinin olduğu yere teleferikle çıktık. Meryem Ana heykelinin orada olduğunu bile bilmiyoruz. Şehri gözlem yapabileceğiniz bir yer mutlaka git dedikleri için gittik. Gerçekten muhteşem bir manzara. Baktım şarkı sesleri geliyor. Konser salonu zannettim meğer kiliseymiş. Modern bir bina konser salonu gibi yapılmış. Meryem Ana heykeli de yukarıdaymış. Merdiven ile çıkılıyor. Küçük oğlum Efe yanımda koşarak binanın içine yürüyoruz. Tam içeri gireceğiz bir adam göğsümden ittirdi. La dedi. Neden dediğimde sen Müslümansın dedi. O adamın beni itmesi meselesi değil. Ben dayak yemiş gibi silkelendim İkbal dedim sen bu zamana kadar dünyanın her yerinde istediğin her yere girip çıktın. Seni hristiyan mı zannediyorlardı dedim. Bu o kadar ağır ve acı bir şeydi ki. Beni kendilerinden bilmişlerdi yıllarca. Kendilerinden biri görüp kabullenmişler, hoşgörü ile davranmışlar. O an dedim ki evet ben doğruyu yapmışım.

“Şimdilik bunu yapabiliyorum”

Keşke daha farklı olabilsem. Ama şu an bunu yapabiliyorum. Bunu yapması bile çok zor benim için. Gerçi açık giyinen bir insan değildim ama baş örtmek demek 10 sene 15 sene yaşlı göstermesi demek insanın. Fön çektiriyorum bazen bu yaşıma rağmen kendimi genç kız gibi hissediyorum. Bir ara depresyona girecek gibi oldum.

“Maddi olarak kayıp yaşadım ama…”

Başımı kapatmamım bana maddi zararları da oldu. Daha önceden festival sunuculuğuna gidiyordum. Gerçi bu sene benim de tercihim oldu ama bir sürü işi başım örtülü olduğu için kaçırdım. Umreye gitmeden başımı örteceğim diye gitmemiştim. Bir saç boyası reklamı almıştım. Çok iyi para alacaktım hayatımda ilk defa. Dönünce başımı örttüğüm için onu reddettim. Daha sonra bir başörtüsü firmasından bizim yüzümüz olur musunuz diye teklif geldi. Dedikoducu ve iftiracılar başörtü reklamlarından para kazanmak için başını örttü derler diye onu da reddettim. Yani hem başım açıkken yapabileceklerimi yapamadım hem de başım kapalıyken yapabileceklerimi yapamadım. Maddi olarak büyük bir kaybım oldu ama inşallah öbür tarafa yatırım olmuştur.

Elhamdülillah şu an hiç kimseye ihtiyacım yok Allah’ tan gayri. Kendi yağımla kavruluyorum hatta elimden gelen bir şeyleri yapmaya çalışıyorum. Allah izin verirse Ocağın sonunda hastanemizin açılışı için Sudan’ a gideceğim. Benim için çok büyük bir heyecan.

ACIMASIZ VE İMANSIZLAR

Kapanmamın iyi yönleri kendimi fark etmem, kötü yönü de maddi kayıplarım oldu. Bir de şunu gördüm hem aşırı sağ kesim, hem de aşırı sol kesimin bir kısmının ne kadar acımasız ne kadar imansız olduklarını gördüm. Dindar olan bazılarının aslında “dini dar” olduğunu gördüm.

Benim adıma dindar kesimin de bir sürü şey söylemeleri ile kendini Allah dostu sanan bir çok insanın bu işi hiç bilmediği ortaya çıktı. Bir gönül yıktın ise kıldığın namaz namaz değildir deniyor. Açık kesimin beni eleştirmesinden ziyade kapalı olup ta kendini Müslüman zannedenlerin lafları beni çok yaraladı. Hiç onlara kızmadım sadece üzüldüm Allah ıslah etsin dedim. Çünkü benim televizyonda yapmış olduğum hizmeti anlayabilecek kapasitede değiller.

“Çok büyük kitlelere hitap edebiliyoruz”

Bir şey yaşadım bunu da paylaşmak istiyorum. Televizyonda hiç anlatmadım bunu. Konya’da Hazreti Şems’ in Camisine gittik. Civar camilerden birinin müezzini “tamam artık yeter Televizyonu bırakıyorsun” dedi. Niye dediğimde hacca gittin, umreye gittin senin televizyonlarda ne işin var artık bu meseleyi kapat dedi. Günah işliyorsun televizyonlara çıkmakla dedi. Ya sabır dedim, La havle çektim. Siz dedim Cumadan Cumaya caminize 100 kişi gelecekte onlara hutbe okuyacaksınız, hizmet edeceksiniz belki. Ben televizyonda içkiyi, sigarayı bırakın dediğimde, ayet ve hadis okuduğumda bir yetimin başını okşayın diye konuştuğumda, kardeş kavgaları, terörün bitmesi ile ilgili konuştuğumda kaç milyon kişiye hitap ettiğimin farkında mısınız?

Evininin ve gönlünün kapılarını www.hanimelihaber.com okurlarına açan İkbal Gürpınar’a teşekkür eder, başarılarının devamını dileriz.

Bu haber toplam 17557 defa okundu.
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
HABER YORUMLARI (8)
nazife cankur
Yorum merhamet
Bende sizi çok seviyorum sizden çok şeyler öğreniyorum 4 tane oglum var sizden alah razı olsun meyve veren agaç taşlanır hiç bunlara bakmayın allah sizi yavrularınıza bagışlasın çocuklar ve dini bilğilere devam edin sizden allah razı olsun allah tut tugunuzu altın etsin allah size boooooool kazançlar versin dolsun taşşın eksilmesin idualarım si zinle daha çok yetim ve yoksullara yardım edebilesiniz allah yar ve yardımcın olsun dualarım sizinle allaha emanet olun
21/11/2012 23:03
aslı yayla
Yorum sevgi
ikorum bal hanımı çok seviyorum onunla tanışmak karşılıklı konuşma istiyorum. çünki kızım üniversitede okuyor 3. sınıf oda çok seviyor belki bir gün bir yerlerde tanışırız kısmet nasip o bizi hiiç bilmez biz onu her gün tv de izleyip seviyoruz ne garip... kimsenin dediğine kulak asma ikbal hanım moralini bozma hasta olma hep td de ol allaha emanet ol...
21/09/2011 12:03
Esra
Yorum İkbal Hanım
Basınızı örtme kararınızı Allah daim etsin ve muaffak kılsın inşallah tam olarak içinize sinecek sekilde örtebilmekde nasip olsun inşallah .İkbal Hanım sizi beğenecek izliyorum .Hizmetlerinizde Allah yardımcın olsun kardeşim
19/02/2014 18:10
merve yıldız
Yorum GÜLEN YÜZÜN SOLMASIN
İKBAL ABLA SENİ ÇOK SEVİYORUM BİRGÜN KAVUŞURUZ İNŞ.
11/04/2012 00:52
Işıl Eren Alioğlu
Yorum Gerçekten Gönlünü Açmış
Çok güzel bir röportaj olmuş; İkbal Hanım gerçekten de gönlünü açmış Hanımeli Haber okuyucularına...Toplum olarak sevdiğimiz bir insanı, özel yönleri ve görüşleriyle de yakından tanımış olduk. Bu arada İkbal Hanım, insan ilişkilerinde olduğu kadar siyasette de ne kadar başarılı olacağının sinyallerini vermiş bu röportajında. Örnek bir insan ve kendisini çok seviyorum. Sayın Mehmet Çetin'in İkbal Hanım'ın hissiyat mekanizmasına ilişkin görüşlerine aynen katılıyorum, İkbal Hanım'ın hislerinin benim hayatımda da çok önemli bir faydası olmuştur. Keyifli ve bir o kadar da yararlı paylaşımlarınız için Sayın İkbal Hanım'a ve Hanımeli Haber'e teşekkürler...
06/01/2011 18:36
Mehmet Çetin
Yorum TANIDIĞIM EN ŞEVKATLI İNSAN
Evet tanıdığım en şevkatlı insan,onun ruh halini benim kadar belki kendi bile bilmez,her hangi bir konuda onun önce hissiyat mekanizması çalışır,sonra düşünceye geçer,bilir ki hisleriyle hareket ettiğinde daha prtik yol olma imkanına sahiptir ve bilir ki akıl her zaman doğru karar vermeyebilir,hele insan birde zeki ise o daha bir olumsuzluk getirebilir,çünkü zekilik bazen aklın terörist hali olabiliyor.evet ikbal her an iyilik yapmak için kurgulanmış,fıtratında iyi insan olabilme faaliyetinine hep sadık kalmıştır. O benim şiirlerime bir boyut getirirken,aslında kazanan Türk şiiriydi,şiir eğer bu gün gündemdeyse bunu o şiirlere ses olan İkbal"e borçluyuz,sevgili arkadaşım seni seviyorum.
06/01/2011 15:30
Fatma BAŞKAYA
Yorum seviyordum ama
biz kendisini Brükselde Waterloo da görmüştük .yanında oğlu da vardı İkbal Hanıma sarılmak istediğimde bunu kabul etmemişti.ani bir şok yaşamıştım .ama bana çok samimi bir kişi gibi gelmiyor artık ,halbuki onu kalbimize evimize hergün misafir eden çok seven ben o günden sonra sıradan bir insan olduğunu düşünüyor ve onu çok sevdiğime pişmanlık duyuyorum.Allah yolunu açık etsin......
03/05/2012 10:33
reklam
Yazar
Astroloji
Burcunuzu seçin, günlük falınızı okuyun

ANKET
SON YORUMLAR
haber iha logo
» RSS
| Copyright © 2008 Bilisim34.net

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Bilisim34NeWs